Quantcast

Türkçe

Mercredi 15 mai 2013 3 15 /05 /Mai /2013 14:24

 Ça y est... le fiston a oublié les couches. Il est propre, c'est le terme parait-il, quoi que c'est pas un chiot . 

 

Comme me l'avais fait remarqué une lectrice, pas besoin de parler de victoire. Car oui, dans ce domaine aussi , la compétition parentale bat son plein. Bref, a deux ans et demi il n'a plus besoin de couches. Mon porte-monnaie en ai ravi.

 

Mais avec ce bonheur fraîchement né, s'ajoute un nouveau soucis. Être à la chasse aux toilettes. Ben oui, dans la voitures, dans la queue du super marché, au parc. Car entre la seconde où il me dit maman j'ai besoin de faire pipi et le pipi en lui-même, il ne s' écoule pas un temps super long. Vive le sprint du salon/chambre aux toilettes, pire d'un lieu X aux toilettes les plus proches (faudrait que je pense à m'acheter des chaussure de courses tiens). 

 

bref, les autres parents tout ce blabla pour vous dire que je n'ai pas fait exactement comme dans les livres (si il sera traumatisé, j'assume entièrement toutes responsabilité ) et que malgré quelques petits accidents on s'en sort pas trop mal. 

 

 

 

Başardık arkadaşlar.

 

 

 

Başarmak doğru kelime mi bilmiyorum. Bu bir savaş değil, bir kazanç da yok ama Ata artık besiz geziyor. Tuvalet eğitimden pek bahsedemem çünkü ben pek psikologların veya yazıların tavsiyelerine pek okumadım. Okudum tabii ama zorlama kısmı beni sıktı.

 

 

 

Geçen yazımda bahsettim gibi, kaka için sıkıntı yaşıyorduk. Ben de Oturtum , bak komik sesler çıkacak kakan düşünce...plouf plouf diye şarkı söyledik. Ve bu bizim işime yaradı. Tabii Au revoir le caca da diyoruz. Ama en çok Ata ellerimizi yıkayalım tarafı çok hoşuna gidiyor. 

 

 

 

Her neyse. Ben seviniyordum ama bunu düşünememiştim  Artık Evdeyken Anne çişim geldi dedi an ve çişini yaptı an arasında nano saniye olabilir. Artık ben Türkiye için spirnt yarışlarına katılabilirim sanırım. Daha beteri de var... dışardayken. Parktansın anne kakam geldi diyor. Gel de Temiz umumi tuvalet bul Türkiye'de. 

 

Onları da çözüyoruz artık. Belki tembel anneler için bez dönemi daha iyi. Cüzdanın rahatlıyor ama hijyen takıtım artıyor. Bunlara rağmen çocuğun büyüdüğünü görüyorsun. O da çok değişik bir duygu. 

 

 

 

Size de kolay gelsin arkadaşlar

Ecrire un commentaire YORUMUNUZU BEKLİYORUM - Voir les 0 commentaires
Publié dans : Türkçe
Jeudi 2 mai 2013 4 02 /05 /Mai /2013 14:57

Çok sevdiğim Banu Tozluyurt'un İmza Karın kitabı satşta !!!

 

imzakarinönkapak (2)


“İmza: Kızın”dan sonra sıra “İmza: Karın”da!

Kadınlar, hayatlarında iz bırakan erkeklere mektup yazınca…!

İMZA: KARIN Mayıs’ta tüm kitapçılarda!

Kadınlar, “İmza:Kızın” derken önce hayatlarındaki ilk erkek olan babalarına mektuplar yazdılar. Yanlarında olan, olmayan veya bir kez dahi göremedikleri babalarına… Şimdi kız çocukları büyüdü, hayatın içinde kadın olarak durmayı öğrendi. Bu defa, hayatlarında öyle ya da böyle, iyi ya da kötü, kısa ya da uzun süreli izler bırakmış veya bırakacak olan erkeklere anlattılar yaşadıkları duyguları. Bir resmi imza olsun olmasın, kimi kocasına, kimi sevgilisine, kimi kaybettiği ruh eşine, kimi nefret ettiği “eski” eşine, onu terk eden sevgilisine, kimi de arayıp da hiç bulamadığı o erkeğe yazdı mektubunu.

Farklı sosyo-kültürel yapılardan, farklı yetiştirilme biçimlerinden, farklı duygusal temalardan gelen 100’ü aşkın kadının hayatlarında iz bırakmış, bırakan, bırakacak erkeklere yazdığı mektuplardan oluşan “İmza: Karın”, kadınların hayatı paylaştıkları erkeklerden neler beklediğini farklı yönlerden gün ışığına çıkaran bir kitap. Yaşı, mesleği, kocası kim olursa olsun, kadın her yerde kadın ve kadın olmanın özü ile kadınların beklentileri aslında birbirlerinden çok da farklı değil.

“İmza:Kızın” ekibinden Banu Özkan Tozluyurt’un yayına hazırladığı “İmza:Karın” Mayıs ayından itibaren kitapçıların raflarında yerini alıyor. Bazen kendinizi, bazen hayat arkadaşınızı bazen de çok yakından tanıdığınız kişilerin en saklı hayallerini okuyacağınız kitabın geliri de, çıkış noktası ile çok uyum sağlayan bir amaca hizmet için ayrılıyor: “İmza: Karın” kitabının telif geliri, kadınların huzurlu, mutlu ve kendilerini ifade edebilen bireyler olması için faaliyet gösteren Sınır Tanımayan Ebeveynler Topluluğu Derneği STET için bağışlanacak.

Kadın gözünden yaşamın detaylarını, kadının kalbinden geçen aşkın izlerini yakalamak istiyorsanız, “İmza: Karın” size yüzlerce farklı pencere sunuyor.

Ayrıntılı bilgi için: Banu Özkan Tozluyurt – banuduru@gmail.com

banu@banutozluyurt.com

0542.427.31.37

www.imzakarin.com

facebook.com/imzakarin

twitter/imzakarin

 

 

 

 

Banu ÖZKAN TOZLUYURT 39 yaşında, yönetim danışmanı. BT Danışmanlık adlı şirketin sahibi. Yönetim, iletişim, kişisel gelişim konularında eğitimler verip danışmanlık yapıyor. Yaşam koçluğu sertifikası sahibi yönetici/kişisel koçluk yapmakta. Yazmayı, okumayı çok seviyor. Hayat Çocukla Güzel, İmza Kızın adlı yayınlanmış kitapları mevcut. Gezi, kişisel gelişim, gündeme ait yazılarını www.banunundunyasi.com da okurlarıyla paylaşıyor.

STET DERNEK :   SINIR TANIMAYAN EBEVEYNLER TOPLULUĞU -STET- verdiği eğitimler ve danışmanlık desteği ile gelecek nesilleri yetiştirecek kadınlara, hayatlarını iyileştirme ve kendi çözümlerini bulma yetisini kazandırmayı amaçlayan yeni nesil bir dernek olarak dikkat çekiyor. Ülkemizdeki kadınlara insan hakları, anayasal haklar, sağlık sorunları, psikolojik destek gibi pek çok konuda makro ve mikro ölçekte danışmanlık hizmeti veren STET Dernek, kendi etkinlik alanı içerisinde bulunmayan tüm yardım taleplerini, kendi uzmanlıklarındaki diğer derneklerle paylaşarak koordineli olarak sonuca ulaştırıyor. STET Dernek, çocukların toplumun geleceği olduğu bilinciyle hareket ederek,  ebeveynlerin anne ve baba olmak, çocukların ihtiyaçları, dönemleri, davranış biçimleri konusunda bilinçlendirilmesi ile daha doğru yaklaşımla, çocuklar yetiştirilmesini amaçlayan projeler geliştirir ve etkinlikler düzenler.  Kendini bir yardım derneği olarak tanımlamayan STET Dernek, uzun vadeli çözümleri eğitim projeleriyle hayata geçiren yeni nesil bir dernek bakış açısını benimsiyor. Bu anlamda “gönüllü bir akademi” görevi üstlenerek;  ''Hukuk, Kişisel Gelişim, Ebeveynlik, Kariyer,  Girişimcilik,  Meslek Edindirme” konularında eğitim ve danışmanlık hizmetleri sunarak, kadınları ihtiyaçları olan alanlarda konunun uzmanlarıyla buluşturuyor. www.stetdernek.org  

 

 

 


İMZA:KARIN YAZAR LİSTESİ –alfabetik sıra

Önsöz-Banu Özkan Tozluyurt

Stet Dernek yazı-Ayşe Tolga

Giriş- Aşkım Kapışmak

Armağan Portakal

Arzu Dinçbaş

Arzu Kara

Arzu Koç

Ayça Erdura Ozar

Ayça Yamandağ Çatalyürek

Aydan Ermiş

Aylin Anne

Aylin Köksal

Aynur Tümen

Aynur Uzun

Aysel Özkan

Ayşe Erbulak

Ayşe Serpil Şengör

Ayşegül Çıdamlı Uygurer

Ayşen Peren

Ayşenil Şamlıoğlu

Bahar Karakaya

Bahar Tapkaç

Berfu Arslan Ağırsoy

Berna Agun Poyrazoğlu

Berna Cerit Engin

Berna Laçin Eşiz

Bilge

Birsen Sayar

Burcu1Anne

Burcu Ersöz

Cemre Birand

Çiçek Dilligil Öztoprak

Çiğdem Kırıkoğlu

Defne Ongun Müminoğlu

Deniz Uğur

Denizin Yıldızı

Derya Coşkundeniz

Dolly Karlıyol Tosun

Ebru Hekimoğlu

Ece Banu Özan

Ece Seçkin

Ela Alkan Dereköylü

Elif Tokgözoğlu

Emel Mutlu

Emel Özenç Göver

Emine Duran

Emine Gönel

Emine Gülsen Danacı

Engin Akgürgen

Esra Aylin Akalın

Evren

Evren Özalkuş

Fatma Erdem

Figen Gürdöl

Figen Midilli

Filiz Paşaoğlu

Fulya Alp Çoban

Funda Aksu

Funda Erkoç

Gamze Gözalan

Gamze Sayar

Gonca Keskin

Gözde Acar

Gül Meyenay

Gülden Işık

Gülser Gerçek

Gülter Özgür

Gülümse

Güneş

Güngör Ekinci Sağlık

Hafize Şentürk Sualp

Hikmet Çelik

H.N.E

Işık Taçoğlu

İlkim H. Karaca

İlknur Atalkın

İlknur Tatlı

İpek Ülkeroğlu

Lady in Red

Lale Celepoğlu

Lale Manço Ahıskalı

Leyla Erdura

Melek Öztürk

M. İrem Afşin

Muhteşem

Müge Oruçkaptan

Müge Yamanlıca Tuncay

N.K.

Nilgül Doğan

Nur Gül

Özge Uzun

Özgür Vahide Dinç

Özlem Öztürk

Özlem Uysaler

Parla Şenol Basmacıgil

Pollyanna

Renan Uzer

Sabriye Sezgin Birben

Seda Kalay

Sema Hayrioğlu

Serer Demirel

Serpil Berat Kubak

Serpil Demir

Servet Derya Değerli

Servet Erkenez

Sevinç Eryurt

Sibel Tahiroğlu

Sibel Zobu

Sinem Hayrioğlu

Sühendan Oray

Şadıman Şenbalkan

Şadkam

Şahver Koçulu

Şengül Hablemitoğlu

Şirin Tekin

Şule Yüksel Mutluay

Tansu Oskay

Taylan Kümeli

Tuğba Akdağ Ozan

Tuğba Zakoğlu

Tülay Yazgan

Tülin Kaymakçı

Vuslat Sena Akay

Yağmur Bulut

Yasemin Sungur

Yonca Tokbaş

Zeliş Kurt

Zeynep Aydemir

Zeynep Göktaş

Zeynep Yaman

 

 imzakarin arka kapak

Ecrire un commentaire YORUMUNUZU BEKLİYORUM - Voir les 0 commentaires
Publié dans : Türkçe
Vendredi 12 avril 2013 5 12 /04 /Avr /2013 15:19

 Il y a les jours avec et les jours sans. 

 

Quand tu es maman, ceci s'intensifie. Il y a des jours o;u aller au parc, le faire manger, le baigner, le coucher et j en passe est facile. Enfin quand je dis facile, avec peu de crises de "nonnn" ou de pleurs. 

 

Et il y a les jours où comme par hasard tu n a pas bien dormis et que le mioche en question est aussi de mauvaise, qu'il ne veut rien faire de lus de 2 minutes, que le faire manger est un calvaire, le faire coucher aussi et qu'il ne veut pas prendre son bain. Et bien ces jours-ci je fulmine, je crise à l'intérieur et aussi à l'extérieur. Contre lui...contre toi contre tout les autres (cons) qui t énervent. 

 

Et puis dans cette journée de merde tu as reçois un bisous d'amour ou tu entends un fou rire communicatif et hop tu remets les compteurs plus ou moins à zéro.

 

 

Bon week end plus plus à vous tous.

 

 

Bazı günler daga kolay geçer ama bazı günler de daha da kötü.

 

Anne olmadan geçerliydi ama anne olduktan sonra bu duygu bende yoğunlaştı

 

Hani o günler parka gitmek, yemek yemek banyo yampak uyumak iğrenç bir şekilde herşeye karşı çıkarlar ya ? O günlerden nefret ediyorum.

 

 

 

herşeye hayıırr istemiyorum, her istediğine ağlama ile istemek ve tabii bu durumlarda benim sinirlerim çok hızlı bir şekilde zayıflıyor. BEn de sinirleniyorum, bağırıyorum, içime ve dışıma vuruyorum . Dışıma dedim... çocuğa, kocaya ve dışardaki bütün salaklara  ! ( o zaman çok objektif olamıyorsun)

 

 

 

Ama o bitmeyen günde bir ara güzel bir öpücük, bir sarılma veya bir gülme krizi yaşadığında o zaman bir an bile olsa herşey sıfırlanıyor. Taa ki akşam uykusuna dalana kadar. 

 

 

 

İyi haftasonları size, umarım artık gün olarak geçer. 

 

Ecrire un commentaire YORUMUNUZU BEKLİYORUM - Voir les 0 commentaires
Publié dans : Türkçe
Lundi 1 avril 2013 1 01 /04 /Avr /2013 16:19

 

Otizm... bugün bütün annelere ve babalar hata bütün insanlar bu yazıyı okumasını istiyorum

 

Nazım’ın annesi İrem  sözleriyle bu farklı yaşamı okuyalım.... 

 

sizde paylaşmak işsterseniz Hashtaglar bunlar

 

#2NisanOtizmOrtakYayin /  #otizmifarketyasamipaylas

 

Otizm… Yaşamın farklı bir penceresi…

 

Nisan… Aylardan bahar. Havada baharın müjdecisi kokular, yavaş yavaş açan çiçekler, cıvıltıları ile hayatımıza neşe katan kuşlar, güneşin sıcak ışığına kavuşan dünya. Nisan, ruhumuzu aydınlık günlerde ferahlattığımız ay.

Nisan, 2008 yılından bu yana, dünya üzerinde yaşayan milyonlarca çocuk ve aileleri için çok başka bir anlam daha taşıyor: OTİZM.

2 Nisan, tüm dünyada otizm konusunda farkındalık yaratarak otizmden kaynaklanan sorunlara çözümler yaratmakamacıyla, 2008 yılında Birleşmiş Milletler tarafından “Dünya Otizm Farkındalık Günü” olarak ilan edildi. Her yıl, “Otizm Farkındalık Ayı” olan Nisan ayı boyunca dünya genelinde otizmin sorunlarını ve çözümleri konuşuluyor, araştırmaların teşvik edilmesi ve erken teşhisle tedavinin yaygınlaştırılması hedefleniyor.

Oğluşum Nazım Özgün ile otizm labirentine adım attığımız o ilk günden bugüne 8 yıl geçti. Otizmin karmaşık fırça darbeleri yüzünden, hayatımızın yol haritasını yeniden tanımladık. Bazen düşününce sanki otizmden önce bir hayatımız yokmuş gibi hissediyorum. Çok eskiden kendini fanusuna kapatmış ruh bebeğimin, şimdi benimle hayatı paylaşması nasıl bir mucizedir, çok iyi biliyorum.

Otizm, doğuştan gelişen, genetik altyapıya dayanan, karmaşık nörolojik-biyolojik tabanlı bir gelişim bozukluğu. Başkalarıyla etkileşimde bulunmayı engelleyerek bireyin kendi iç dünyasıyla baş başa kalmasına yol açan otizm, genellikle 3 yaştan önce ortaya çıkarak çocukların sosyal iletişim, etkileşim ve davranışlarını olumsuz olarak etkiliyor.

Amerikan Sağlık Bakanlığı verilerine göre bugün dünya genelinde okul çağındaki her 88 çocuktan biri otizm teşhisi alıyor. Otizm erkek çocuklarda kız çocuklara oranla 3-4 kat daha fazla görülüyor, her 54 erkek çocuktan biri günümüzde otizm riski taşıyor. Dünyada son yıllarda şeker, kanser ve AIDS dahil olmak üzere bir çok hastalıktan daha fazla sayıda otizm teşhisi alınıyor.

Ülkemizde sağlıklı istatistikler olmaması nedeniyle, Otizm Platformu’nun öngördüğü verilere göre, tahmini olarak 550.000 otizmli birey ile 0-14 yaş grubunda 150.000 civarında otizmli çocuk bulunduğu “varsayılıyor.” Otizmli bireylerin ebeveynleri, kardeşleri, yakın akraba ve çevreleri de hesaba katıldığı zaman, Türkiye’de her ile yayılmış durumda otizmden etkilenen 2 milyondan fazla vatandaşımızdan bahsedebiliriz.

Otizmin kapısını açmak için ilk önemli adım, erken teşhis. Otizm, yaklaşık bir yaş civarında ilk belirtilerini gösteriyor. Annenin sesi ve gülümsemesi gibi sosyal uyaranlara bebeğin tepkisiz kalması veya tepkilerinde yavaşlık olması, göz teması kurmada zorluklar, motor gelişmede ve taklit becerilerinde gecikme, uyku ve yemek düzeninde sorunlar ilk belirtiler arasında sayılabilir. Çok yaygın bir yanlış kanı, özellikle erkek çocukların geç konuştuğu veya anne/babası geç konuşan çocukların da geç konuşacağı düşüncesi… Ve erken teşhis, otizmli çocuğun gerekli eğitim ve tedavileri alarak hayata katılması için ilk önemli adım.

Eğer çocuğunuz;

Sizinle ve başkalarıyla göz kontağı kurmuyorsa,

İsmi söylendiğinde veya çağrıldığında dönüp bakmıyorsa, söyleneni işitmiyor gibi davranıyorsa,

Konuşmada yaşıtlarının gerisinde kalmışsa, başkaları ile söyleşiyi başlatma ya da sürdürmede belirgin bir bozukluğu varsa, basmakalıp, yineleyici (ekolali) ya da özel bir dil kullanarak garip konuşuyorsa veya konuşması hiç gelişmemişse,

Gözleri sık sık bir şeye takılıp kalıyorsa,

Anlamsız gülme veya ağlama krizleri varsa,

Parmağıyla istediği şeyi işaret ederek göstermiyorsa,

Oyuncaklara amacına uygun oynamayı beceremiyorsa, yaşıtlarının oynadığı oyunlara ilgi göstermiyorsa,

Ellerini kanat gibi çırpma, parmak uçlarında yürüme, kendi çevresinde veya eşyalar etrafında dönme, sallanma, çırpınma şeklinde garip ve yineleyici hareketleri (stereotipi) varsa,

Bir şarkının bir bölümünü tekrar tekrar söylemek, dolapların kapaklarını sürekli olarak açıp kapatmak, ayak parmaklarının ucunda odanın bir ucundan öbür ucuna koşturmak, bazı eşyaları döndürmek veya sürekli sıraya dizmek gibi çeşitli ilgi ve davranış takıntıları varsa,

Günlük yaşamındaki düzen ve program değişimlere aşırı tepkiler veriyor ve uyum sağlayamıyorsa,

Kendisine ve çevresine yönelik zarar verici davranışlara sahipse,

vakit kaybetmeden teşhis için uzmanlara başvurmak gerekiyor.

Otizmin tedavisi var mı? Otizm, beş bilinmeyenli bir denklem gibi: Nedenleri tam olarak saptanamadığı gibi tek bir kesin tedavisi de günümüzde “henüz” mevcut değil! Otizm, toplumsal fark, ırk, dil, din gözetmiyor, çocuk yetiştirme biçiminizle veya sosyo-ekonomik koşullarınızla da ilgilenmiyor. Genetik faktörlerin yanı sıra, çevresel koşulların – yanlış beslenme, çevre kirliliği, kimyasal maddeler, yanlış ilaç kullanımı, ağır metaller, aşılarda bulunan bazı koruyucu maddeler vb.- otizmi tetiklediği düşünülüyor.

Otizmde biyolojik tedaviler ile ilgili çalışmalar devam ederken, bugün için kabul edilen en önemli tedavi aracı, erken yaşta verilmeye başlanan yoğun bireysel özel eğitim. Doğal gelişim gösteren her çocuğun kendiliğinden öğrendiği her şeyi, otizmli bir çocuğa özel eğitim yardımı ile öğretmek zorundasınız. Bu durum bazen iğneyle kuyu kazmaya benzese bile, her otizmli çocuk kendine göre bir öğrenme biçimine sahip. Önemli olan, kapıyı açacak doğru anahtarı bulmak.

Bilimsel olarak erken yaştaki çocuk için kanıtlanmış yoğun eğitim süresi haftada bireysel ve grup eğitimi olarak 40 saat. Oysa ülkemizde sosyal güvenlik kapsamında “otizm özel eğitim raporlu” çocuklar için aylık 6- 12 saat olan özel eğitim süreci, dünya genelinin oldukça gerisinde kalıyor.

Otizmli çocukların mutlaka eğitim sistemi içinde yer almaları gerekiyor. Çünkü eğitim, otizmli birey için her şeyden önce “tedavi” anlamına geliyor. Otizmi diğer engel gruplarından ayıran en önemli fark erken tanı ve erken bireysel/kaynaştırma eğitimiyle otizmli çocukların sorunlarının büyük bir kısmını aşmaları.

 

Oysa yaşamın gerçeği hiç de böyle söylemiyor size! Oğlum Nazım Özgün ile okul öncesi eğitim, ilkokul ve ortaokul süreçlerinde yaşadıklarımız, ayrımcılık hikayelerinden ibaret.  Otizmli/Aspergerli çocuk, genellikle bilgi eksikliğinden kaynaklanan dirençleri nedeniyle, okul yönetimleri, öğretmenler ve diğer veliler tarafından okulda “istenmeyen çocuk” ilan ediliyor. Kaynaştırma raporlarına rağmen, okul idareleri otizmli kaynaştırma öğrencisinin kaydını almak istemiyorlar. Okul yaşamı esnasında yaşanan sorunların büyük bir kısmını hoşgörü, anlayış ve bilgi yetersizliğinin giderilmesi ile çözebiliriz, yeter ki toplum tarafından yaşamın her anında bizlere dayatılan en büyük “engel” olan ayrımcılığı yok edelim!

Otizmin oldukça karmaşık yapısı, otizmli bireyle birlikte ailesi başta olmak üzere yakın çevresindeki herkesi hayatın tüm evrelerinde etkiliyor. Otizmli bir çocuğun ilerlemesinde en büyük sorumluluk ailelerde, en ağır yük de annelerin omzunda! Otizmden etkilenen bireyin ve ailesinin her şeyden önce yalnız ve ötelenmiş bir hayata mahkum edilmemesi için, özellikle doğal gelişim gösteren çocuk ebeveynlerinin toplumsal yaşamı bizimle paylaşmayı öğrenmeleri gerekiyor.

 

Oğluşum, benim uğur Böcüğüm, aldığım her nefesin anlamı, yaşam öğretmenim! O’nunla birlikte otizmle mücadele ederken, mutluluğun tek bir bakış veya tek bir kelimeden ibaret olduğunu görme fırsatım oldu. Seslenince dönüp bakması, ağzından tek bir kelime çıkması, ağlayıp öfke krizleri geçirmeden bir tam gün geçirmesi, benimle gezmeye, markete, restorana, sinemaya gidebilmesi, kendini hayatın gündelik akışında veya okul hayatı içinde idare edebildiğini görmek için… yıllarca sabırla bekledim. 

 

Biz ikimiz,  çok başka bir yerden, büyük bir boşluktan, hiçlikten, sessizlikten, kapalı bir fanusun içinden geliyoruz. Yoku çok, azı fazla, yaşam sevincinin dibine vuran, hayatı farklılıkları ile yaşamayı öğrenmek zorunda kaldığımız bir uçurumun taa en dibinden geliyoruz. Öyle bir yerden geliyoruz ki, “gelmez, düzelmez, hayata katılmaz, konuşmaz, kendini seslendirmez, hayatı anlamaz, anlatamaz, asla paylaşamaz, duygularını gösteremez, hissedemez, arkadaş olamaz, okuyamaz, hiçbir zaman tam öğrenemez, hatta sevemez”demişlerdi… Hepsinin ne kadar boş olduğunu yaşama sımsıkı tutunmasıyla gösteren oğluşumun annesi olmak kadar beni hayatta tanımlayan bir şey yok!

 

Son 8 yılda ailemiz haline gelen otizm topluluğunun içindeki her otizmli çocuk benim de çocuğum, otizmli anne-babalar ise yoldaşım. Onlardan sadece biri olarak diyorum ki, gündelik hayatın içinde karşılaştığınız ağlayan bir çocuğu yargılayıp, annesine laf etmeden önce bir an düşünün. Çocuğunuzun sınıfında otizmli bir çocuğun da olmasının, farklılıkları yaşayarak öğrenecek kendi çocuğunuza da faydası olacağını lütfen unutmayın.

 

Her yıl Nisan ayı, Türkiye’de otizm adına yeni umutlar, yeni adımlar demek… Eğer siz de “Otizmin farkındayım, ama fark etmek yetmez, yaşamı paylaşmak gerek!” diyorsanız,  otizmli çocukların ve anne-babalarının seslerine kulak verin, sesimize ses katın, otizmin bilinirliği ve sorunların çözümü için gönüllü destek verin ki, çocuklarımız hep beraber büyüsün J 

 

Çünkü her çocuk farklılıkları ile yaşamda yer almayı hak eder!

Nisan Dünya Otizm Farkındalık Ayı’nda yaşamı paylaşan herkese yürek dolusu selam olsun!

 

M. İrem Afşin

Nazım Özgün’ün Annesi

Gönüllü Otizm Aktivisti

iremafsin@gmail.com

www.twitter.com/iremafsin 

www.facebook.com/afsinirem

www.hthayat.com/yazarlar/m-irem-afsin

 

OTİZMİ FARK ET, YAŞAMI PAYLAŞ! Kampanyası:

Otizmi fark et, fark ettir! Farkında olman yetmez, yaşamı paylaş! Yaşamı paylaşmak, sorunları paylaşmaktır. Ayrımcılık yapma, otizmliye engel yaratma!

#otizmifarketyasamipaylas http://youtu.be/O-xTwfFbGoo

 

OTIZMIFARKETYASAMIPAYLAS-KAMPANYA-GORSEL-1.jpg

Ecrire un commentaire YORUMUNUZU BEKLİYORUM - Voir les 0 commentaires
Publié dans : Türkçe
Samedi 23 mars 2013 6 23 /03 /Mars /2013 08:12

 

La plus part d'entres vous le savent par le biais des réseaux sociaux mon fils est fan de dînette. Il adore cuisiner. En jouant mais aussi en nous aidant.

 

Il aime aussi les voitures. il est un grand fan de lego et de dînette. Bon il a aussi une poupée mais ça c'est une autre histoire. C est donc NATURELLLEMENT que dans un magasin de jouets, avec l'homme on s'est  dis allons voir ou on peut trouver les dînette pour les enfants.

 

On a pas tout de suite trouver, car nous somme un peu fous. on cherchais ça au rayon " garçons". On a pas tout de suite fais le lien dinette = filles obligatoirement faire comme maman.

 

et la j'aı gueulé dans le magasin " Chéri j'ai trouvé c'est au rayon filleeeee " une fois ces mots sortis de ma bouche cela m a fais un choc. Quelle débile penseront certains j'assume.

 

Bref on un quand même trouvé des trucs sympas ou il n'y  a pas écrit en gros barbie dessus car faut quand même un peu de crédibilité au parc hein. 

 

je voulais un truc petit, pas la cuisine entière ou le barbecue (en général il montre ça avec un petit garçon ) juste deux trois bricoles en plastique.

 

mais c est mon coup de gueule qu'en 2013 on trouve encore a ce point des differences de genre dans les jouets. Pour ça Ikea est super les jouets ne sont pas autant gendrés.Enfin je sais que c'est moins caricatural dans certains pays.

 

Voila Voitures poupée ou lego les enfants jouent d'abord avec des jouets laissez le le temps avant de jouets avec des concepts

 

Bon week end

 

 

 

Geçenlerde sosyal medyalarda yazmıştım...bizim Ata "evcilik oyunları" çok seviyor. Arabaları da çok seviyor, legolarına bayılıyor ama çay takımı, tencere yemek vs de çok sever. Bebeği bile var ama bunu burda açmayalım. Gerçekten mutfakta da yardım eder bizim minik şef.

oyuncak mağazasına girdiğimizde eşimle dedik ki " sur bir tencere yemek takımı baksak Ata'ya" Aradık aradık bulamadık. Birden bağırdım " Tamam buludum gel kız bölümündeler "

birden kendime geldim ve utandım. Bazıları ne salak diyebilirsiniz başka nerde olacaktı. Diyebilirsiniz.

Ben orta yerde bekliyordum. Ne kız ne erkek. Çocuklara o kadar erken yaşta cinsiyet ayrımı yapmak mecbur muyuz ? Hemde Türkiye 'de zaten fazlasıyla herheyere o ayrımı gösteren modeler var.

neyse bulduk üzerinde kocaman Barbie yazmayan da . O kadar da değil parka götürüyor bunları

Bahsetim oyuncak mağazası alışveriş merkezin içinde normal standart bir dükkandı. Tabii Ikea veya Novokido veya yeni nesil oyuncaçılarda o kadar fark yok.

O yüzden çocuklarımızı oyuncaklarla oynasınlar...fikirler ayrılımlarla  değil. Bırakın kızlar da tamir etsin erkekler de ütü yapsın.

İyi hafta sonları

Ecrire un commentaire YORUMUNUZU BEKLİYORUM - Voir les 1 commentaires
Publié dans : Türkçe

Un peu de moi

Derniers Commentaires /Son yorumlar

Catégories/Bölümler

Recherche/ Arama

Partager/ Paylaşın

Syndication

  • Flux RSS des articles

http://followgram.me/mamanaistanbul

  Twitter 

Follow my

 

 

Etre la maman d'une fille Enquête exclusive sur Istanbul (30/10/11) Petits bonheurs Plus Le blog de Sandaï Voir le commentaire Email Suivre @mamanistanbul Goûter d'anniversaire DNS liste complète Les week-end / Haftasonlari 3 Un an déjà 4 Une nouvelle page / Yeni bir sayfa Elsa Istanbulle Journal intime d'une maman Vous éduquez comment vos enfants?? Mademoiselle Istanbul 7 unemamanaistanbul.over-blog.com 5 Partager ce blog Social Network fin Couleurs d'Istanbul Follow my Un an déjà Enfants nés en 2010 Maman Les week-end / Haftasonlari Voir les 0 commentaires 9 Partager ce blog 8 Retour à la page d'accueil Petits trucs Turcs Passerelle francoturque 2 L'art de se déplacer avec une poussette / Bebek arabasıyla toplu taşımalarda suivant The city Istanbul Selfish reasons to have more kids Ca y est c'est un homme...parait-il Imprimer Ecrire un commentaire Couleurs de Turquie Liste complète Leilo Mom Lien La Turquie en deuil /Türkiye yas Tutuyor Voila pourquoi j'aurais voulu avoir une fille 6 Mamans et Papas blogueurs d'Istanbul Cumhuriyet Bayramı Kutlanır!!!! Contact
Créer un blog gratuit sur over-blog.com - Contact - C.G.U. - Rémunération en droits d'auteur - Signaler un abus - Articles les plus commentés